|
|
*SORU 30*
|
Soru:
İyi günler. Bildiğim kadarıyla drop "inmek, damlamak" manasına ve litter "sedye/tezkere" manasına geliyor.
ancak bir gramer kitabında rastladığım şu cümlede iki kelime arasındaki bağı kuramadığım için cümleyi anlayamadım.Cümle şu:
Passengers are requested not to drop litter at the airport.
Bu konuda beni aydınlatır ve cümlenin ne manaya geldiğini yazarsanız çok memnun olurum.İyi çalışmalar.
Gürkan Sürat
/ İstanbul
Cevap:
'Litter' kelimesinin tek bir anlamı üzerinde durmuşsunuz ve doğal olarak
anlam çıkarmakta zorlanmışsınız oysa litter kelimesinin diğer bir anlamının 'çöp, döküntü' olduğunu sözlükten bulabilseydiniz, cümlenin anlamını çıkartmakta zorlanmayacaktınız. 'drop litter' çöp atmak, çöp dökmek anlamına gelmektedir.
'Passengers are requested not to drop litter at the airport.' cümlesi de 'yolcuların havaalanında cöp atmamaları rica olunur.' anlamına geliyor.
|
|
|
*SORU 29*
|
Soru:
Selam,
ben simdiki zaman konusunda birşey sormak istiyorum.
Türkcedeki gibi ingilizcede de simdiki zamanı her zaman her an için kullanabilir miyim örnek boş zamanında napıyorsun
"what are you doing in your free time?" yada "hala onu özlüyor musun?" yada
"Aksam sinemaya gidiyor musun?" bir de yapabilecek misin? "in ingilizcesi "will you able to do" ve "Yapabilir miydin"
"were you able to do?" mu? Çevrimlerim doğru mu? Değilse dogrusunu siz söyleye bilirmisiniz? ve son olarak "thing" gerçek sey "stuff"
elle tutulamayan görülemeyen şeylere denir. Bunlar da doğru mu? Teşekkürler.
Kenan Ak
/ A.B.D.
Cevap:
Hayır şimdiki zamanı Türkçedeki gibi her zaman ve her an için kullanamayız.
Present Continuous tense'i iki şey için kullanırız. Birincisi şu anda yapıyor olduğumuz ve bugünlerde ilerlemekte olan olay ve işleri anlatmak için kullanırız.
, ikincisi de yakın gelecekte yapmayı planladığımız ve niyetlendiğimiz işleri anlamak için kullanırız.
Örnek:
Şimdiki zaman: I'm reading a book now. (Şimdi kitap okuyorum.)
They are building a factory there. (Oraya fabriya inşaa ediyorlar.)
What are you doing at the moment? (Şu anda ne yapıyorsun?)
Gelecekteki plan: We are going to the cinema tonight. (Bu gece sinemaya gidiyoruz (gideceğiz).)
What are you doing at the weekend? (Hafta sonu ne yapıyorsun (yapacaksın)?)
Geniş zamanı kapsayan durumlar için Present Continuous tense değil Simple present tense kullanırız.
What do you do in your free time? (Boş zamanlarında ne yaparsın (yapıyorsun)?)
Sorduğunuz türkçe cümlelerin çevirileri:
Yapabilecek misin? Will you be able to do it?
Yapabilir miydin? Could you do it?
Thing (Countable, uncountable):
How many things?
Stuff (uncountable):
How much stuff?
|
|
|
*SORU 28*
|
Soru:
Merabalar!! Ben lise hazırlık öğrencisiyim. Yeni öğrendiğimiz "for" ile "since" kalıplarını çok karıştırıyorum.
Biz "for"u -dır,dir olarak, "since"i ise -den beri olarak gördük ama üç günden beri ders çalışıyorum da oluyor,
üç gündür ders çalışıyorum da oluyor. Lütfen bana yardım edin.
Şimdiden çok teşekkür ederim.
Teşekkürler.
Özge Soydal
/ Ankara
Cevap:
Merhaba Özge, çok haklısın Türkçeye çevirdiğimizde bazen ikisi de oluyor ve insanın kafası karışıyor. Eminim aşağıdaki açıklamalardan sonra bu konuyu çok iyi anlayacaksın.
For'u sayısal sürelerle kullanırız. Sayısal süre ile kasdettiğimiz şudur: a, an, one, four, ten + week, month, year, hour...
Örnek:
For a week, for two days, for ten months, for an hour, for a long time.
Since ise yukarıda belirttiğimiz sayısal sürenin başlangıcı ile kullanırız. Örneğin; for an hour (bir saattir).
Bu bir saatin başlangıcı saat 8 olabilir. Yani "since 8 o'clock" (saat 8'den beri)
For a week (bir haftadır) Bu bir haftanın başlangıcı Pazartesi olabilir. Yani "since Monday" (Pazartesiden beri)
For five years (beş yıldır) Bu beş yılın başlanğıcı 1998 olabilir. Yani "since 1998" (1998'den beri).
|
|
|
*SORU 27*
|
Soru:
Merhaba, geçen sefer yine bir soru sormuştum cevabını aldım. Teşekkürler ama bir sorum daha var.
Unless it rains, we'll play football in the garden.
Bu cümlede takıldım ve unless'in ordaki asıl görevini
bana açıklamanız mümkün mü? Cevabınızı bekliyorum.
Teşekkürler.
Ferit Oktay
/ Siirt
Cevap:
Unless şart cümlelerinde olumlu yapı gibi kullanılır fakat anlamı olumsuz if cümlesiyle eşdeğerdir.
Yani bu şu anlama gelir: unless= if...not
Aşağıdaki örnek cümleleri karşılaştırın:
Unless it rains, we'll play football in the garden.
If it does not rain, we'll play football in the garden.
(Yağmur yağmazsa bahçede futbol oynayacağız.)
Unless you study, you'll fail this year.
If you don't study, you'll fail this year.
(Çalışmazsan bu yıl başarısız olacaksın.)
Unless he tells me the truth, I won't forgive him.
If he doesn't tell me the truth, I won't forgive him.
(Bana gerçeği anlatmadıkca onu affetmeyeceğim.)
Ya da bu şekilde de olabilir:
If you hurry, you won't miss the bus. (Acele edersen otobusü kaçırmayacaksın.)
unless you hurry, you'll miss the bus. (Acele etmedikce otobüsü kaçıracaksın.)
If I finish that work, I'll come to the party. (O işi biririrsem, partiye geleceğim.
I won't go to the party, unless I finish that work.( O işi bitirmedikce, partiye gelmeyeceğim.)
|
|
|
*SORU 26*
|
Soru:
Simple Past Tense'de was were ve did ya da (Subject + V2)
Nerede was were, nerede did'i kullanacağız? Teşekkürler.
İlhan Sezer
/ Ankara
Cevap:
Simple Past Tense'i iki bölüme ayırırız. 'To be' (olmak fiili) ve 'Other Verbs' (diğer fiiller). Geçmiş zamanda be fiili was, were olarak
kullanılır. Diğer fiillerde ise fiilin geçmiş zaman şekli (Verb2) kullanırız.
Örnek:
I was at home yesterday. (Dün evdeydim.) Burada fiil was (oldum)'dur.
I went to the cafe yesterday. (Dün Pastaneye gittim.) Burada fiil went (gittim)'dir.
Simple Past Tense'in soru şeklinde was, were ve did ayrımı yaparken fiile bakanız. Eğer olmak fiili varsa doğal olarak was, were öznenin önüne getirilir, eğer özne go, come, swim... gibi diğer
fiiller ise yardımcı fiil olarak did kulanılır. Örneğe bakınız:
Were you at home yesterday? (Dün evde miydin?) 'Was' fiili öznenin önüne getirilerek soru yapılıyor.
Did you go to the cafe yesterday? (Dün pastaneye gittin mi?) Fiil 'go' olduğu için did yardımcı fiili kullanılıyor.
|
|
|
*SORU 25*
|
Soru:
Merhabalar! Gerçekten sitenizi çok beğeniyorum.
Bana bir konuda yardımcı olmanızı rica ederim.
I must veya I have to ve she has to arasındaki
fark nedir ?
Sorumu en kısa zamanda cevaplarsanız çok sevinirim,
Şimdiden çok teşekkür ederim ! Hoşcakalın.
Nilgün Çoban
/ Bodrum
Cevap:
Merhaba Nilgün! İlgine teşekkürler. 'Must' ile 'Have to' bazen aynı anlamda kullanılmasına rağmen aralarındaki temel farklılık şöyledir; 'Must' ile kişi kendi düşüncesine göre kendini zorunlu tutar fakat 'Have to' ise kişinin kendinden değil başkalarından kaynaklanan
bir zorlamayı ifade eder. İşte örnek cümleler:
I must go home and it is getting dark. (Eve gitmeliyim hava kararıyor.) Kendi kendimi zorluyorum.
Policemen have to wear uniforms at work. (Polisler işte üniforma giymek zorundadırlar.) Zorlama kendimden değil. Kurallar böyle.
|
|
|
*SORU 24*
|
Soru:
Merhaba, size yardımlarınızdan dolayı teşekkür ederim. Ben Future Perfect Simple,
Future Perfect Continuous, Future Continuous Tense'leri anlayamadım.
Türkçe açıklarsınız memnun olurum. Lütfen bana yardımcı olur musunuz? Kendinize iyi bakın.
Burçin Günay
/ Ankara
Cevap:
Merhaba Burçin,
Future Tense'lerle sorunun olduğunu yazmışsın. Sana bu future tenselerle kısaca ne anlama geldiklerini yazayım.
1-Future Perfect Simple : Gelecekte tamamlanmış, bitmiş olacak olayları anlatırız.
I will have passed the exam. Sınavı geçmiş olacağım.
2. Future Perfect Continuous: Gelecekte uzun süre devam etmiş ve etmeyi sürdürecek işleri anlatırız.
I will have been studying for the exam. Sınav için çalışmakta olacağım. (Çalışmayı sürdürmekte olacağım.)
3. Future Continous Tense : Gelecekte belli bir zamanda devam edecek olaylar anlatılır.
I will be studying for the exam at this time tomorrow. Yarın bu saatlerde sınav için çalışıyor olacağım.
|
|
|
*SORU 23*
|
Soru:
Merhaba! Ben 3 seneyi gecti Australia' ya geleli. Okula da gidiyorum
ama hala ingilizcem hiç iyi değil.
Konuşulanları %60 anlıyorum ama hala cümle kuramıyorum.
Evde ve arkadaslarımla sürekli Türkce konuşuyorum, biliyorum hiç iyi değil ama yapamıyorum.
Sizce en iyi yöntem nedir? Lütfen bana yardımcı olur musunuz?
Bunun için sizden etkili ve yaptırıcı bir proğram istiyorum.
Sizi cok seviyorum. Şimdiden teşekkürler.
Serap Er
/ Avustralya
Cevap:
Yurtdışında bulunan Türklerden benzer mailler alıyoruz. Örneğin 18. soruda ABD'deki Cüneyt Beye de yardımcı olmaya çalışmıştık.
Size de tavsiyelerde bulumak istiyoruz.
a- Dil kursu haricinde bir Conversation Club'a katılın. Böylece profesyonel bir yardım alabilirsiniz.
b- Yabancı arkadaşlar edinin ve onlarla sık sık görüşün. Onları evinize davet edin. Siz onlara gidin.
c- Tv, sinema, tiyatro, video izleyin ve izlediklerinizi anlatın.
d- Kısa hikaye kitaplarını (yüksek sesle) okuyun.
e- Diyaloglar okuyun ve ezberleyin. Sesinizi kasete kaydedin ve sık sık dinleyin.
f- Mektup arkadaşları edinin. Hem yazmanız hem de cümle kurma yeteneğiniz gelişecektir.
|
|
|
*SORU 22*
|
Soru:
Nalan played with dolls in the past.
Nalan plays computer games at present.
Niye 'plays' oldu. 's eklendiğinde çoğul olmuyor muydu?
Bana yardımcı olursanız sevinirim.
Simdiden çok teşekkür ederim.
Saygılarımla.
Nilgun Çoban
/ Bodrum
Cevap:
S eki sadece çoğul yapmak için kullanılmıyor. İsimlere s, es, ies gibi takılar ekleyerek çoğul yapıyorduk fakat fiillere de benzer şekilde
s ekleyebiliyoruz. Fakat sadece Simple Present Tense'de (geniş zamanda) olumlu cümlelerde ve özne he, she, it ise.
Aşağıdaki örnek cümlelere bakınız.
I play tennis.
You play basketball.
We play chess.
They play table tennis.
He plays volleyball.
She (Nalan) plays computer games.
It plays games.
|
|
|
*SORU 21*
|
Soru:
Merhaba öncelikle sitenizi çok beğendiğimi ve bana çok yardımcı olduğunu belirtmek istiyorum ve başarınızı tebrik ediyorum.
Ben ingilizceyi kendi çabalarımla öğrenmeye çalışıyorum ve siteniz bu konuda bana çok faydalı oluyor.
Size sorum şu olacak: sayılabilen ve sayılamayan isimlerle kullanılan miktar ve sayı sıfatlarını hep karıştırıyorum bu konuda yardımcı olursanız sevinirim .
Teşekürler.
Murat Çiçek
/ Balıkesir
Cevap:
İlginize ve övgünüze teşekkürler. Sayılamayan isimleri (Uncountable Nouns) anlarsanız sayılabilen isimleri (Countable Nouns) kolay kavrarsınız. Sayılamayan isimler denince aklınıza sıvılar (water, oil, milk, coffee) , sıvıdan katıya dönüşmüş maddeler (ice-cream, butter, chocolate, soap),
tozlu maddeler (flour, salt, sugar), tozdan katıya dönüşmüş maddelerdir(dough, bread, cake) . Soğan tek başına sayılabilen bir isimdir fakat onu keser ve ince taneler halinde doğrarsak sayılamayan isim gibi kullanabiliriz. Burada mantık tek ve tane tane olan maddeler sayılabilen, sıvı ve sayılması mümkün olmayan taneciklerden oluşan maddeler de sayılamayan maddelerdir.
Sayılamayan maddeler daima tekil olarak kullanılırlar. İşte bir kaç örnek;
Uncountable Nouns:
There is some water in the glass.
There isn't any sugar in the tea.
Is there any milk in the bottle?
Countable Nouns
There are some apples in the basket.
Are there any students in the classroom?
There aren't any cars in the street.
Sayı sıfatlarındaki kullanım ise aşağıdaki gibidir:
Sadece Countable Nouns ile kullanılan sayı sıfatları:
many, a few
Sadece Uncountable Nouns ile kullanılan sayı sıfatları:
much, a little
Her ikisiye kullanılanlar:
Some, any, a lot of
|
|